Max Frisch Stiller Pdf E-kitap indir


Heykeltraş Anatol Ludwig Stiller, uzun zamandır kayıptır. Mr. White adlı biri, Stiller olduğu gerekçesiyle tutuklanır. White bunu kabullenemez ama, zamanla Stiller'ın kimliğine ilgi duymaya ve tutukevinde heykeltraşla ilgili notlar tutmaya başlar. Okuyucuyu da "oyuna" katan bir başyapıt...

TADIMLIK

Birinci Defter

Ben Stiller değilim! - Daha sonra etraflıca tanıtacağım bu hapishaneye getirildiğim günden beri, durup dinlenmeden, bu cümleyi söylüyor, Stiller olmadığıma yemin ediyor ve viski istiyorum, "yoksa başka hiçbir açıklamada bulunmam" diyorum. Çünkü anladım ki, viski olmadan kendim olamıyorum, her çeşit etki altında kalmaya, benimle hiç ilgisi olmayan, ama onların işine gelecek bir rol oynamaya yöneliyorum; şu içinde bulunduğum anlamsız durumda (beni küçük kentlerinde oturan ve kayıp ilan edilmiş olan biri sanıyorlar!) benim için en önemli şey, onların sözlerine kanmamam, bir başkasının kimliğine bürünmem için başlattıkları dostane girişimlere karşı tetikte olmam ve kabalık derecesine varsa da kulaklarımı tekliflerine tıkamamdır; demem şu ki: Şu anda benim için en önde gelen şey, ne yazık ki gerçekte olduğum kişiden başka biri olmamamdır, bu yüzden ne zaman hücremin yanına biri yaklaşsa, viski diye bağırmaktan vazgeçmeyeceğim. Hem zaten, viskinin en iyi marka olmasının gerekmediğini, içilebilir olmasının yeteceğini günler öncesinden söylemiştim; "yoksa" demiştim, "ayık kalırım, siz de beni nasıl sorgularsanız sorgulayın, ağzımdan tek kelime alamazsınız, en azından doğru dürüst bir şey alamazsınız." Boşuna! Bugün bana sayfaları boş olan bu defteri getirdiler: Hayatımı yazmalıymışım buraya! Herhalde bir hayatım olduğunu, kayıp Bay Stiller'inkinden başka bir hayatım olduğunu kanıtlamamı istiyorlar.
"Yalnızca gerçeği yazın," diyor mahkemenin sağladığı avukat, "yalnızca katıksız, yalın gerçeği. Mürekkebiniz biterse, her zaman doldurtabilirsiniz!"
Tutuklanmama yol açan tokadı atmamın üstünden tam bir hafta geçti. Oldukça içkili olduğum için (tutanakta böyle yazıyor), olayı, yani olayın dış görünüşünü anlatmakta güçlük çekiyorum.
"Benimle gelin!" dedi gümrük memuru.
"Lütfen," dedim ben de, "bana zorluk çıkarmayın, trenim hareket etmek üzere."
"Ama siz içinde olmayacaksınız", dedi gümrük memuru.
Memurun beni trenin basamağından çekip alış tarzı yüzünden onun sorularını yanıtlamak gelmiyordu içimden. Pasaportumu elinde tutuyordu. Yolcuların pasaportlarını damgalayan arkadaşıysa henüz trenden inmemişti.
"Pasaportumda eksik olan ne var?" diye sordum.
Yanıt yok.
"Ben yalnızca görevimi yapıyorum", dedi birkaç kez, "siz de pekâlâ biliyorsunuz bunu."
Pasaportumda ne gibi bir eksik olduğu yolundaki soruma herhangi bir yanıt vermeksizin -halbuki benim pasaportum Amerikan pasaportuydu ve ben onunla dünyanın yarısını dolaşmıştım!- İsviçre aksanıyla yeniden, "Benimle gelin!" dedi.
"Lütfen," dedim, "eğer tokat yemek istemiyorsanız bayım, kolumdan tutmayın; hiç hoşlanmam bundan."
"Yürüyün bakalım!"




[ Sevgili Ziyaretci Linkleri Görebilmek İcin Buraya Tıklayarak Uye Olunuz ]